Haberler

ÇATMA (GEMİLERİN ÇARPIŞMASI ) HUKUK KURALLARI

11

2012 yılında yeni Ticaret Kanunumuzun yürürlüğe girmesi ile Çatma hukuku kurallarında kısmen bir değişiklik olmuştur. Esasen Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu Brussels Collision Convention (The Convention for the Unification of certain Rules of Law with respect to Collisions between vessels 1910 ) yürürlüktedir.

IMO tarafından ,1972 de yayınlanan yayınlanan International Regulations for Preventing Collisions at Sea 1972 (COLREGS) çatma kurallarını düzenleyen bir diğer regulasyondur.

Çatma kuralları Haksız Fiilden doğan kanunlar ihtilafı kurallarını da içerir. Çarpışma bir haksız fiildir. Ticaret kanunumuzdaki Çatma bahsini içeren hükümlere, 2012 deki değişiklikten sonra aşağıda değineceğimiz bir takım yeni kurallar eklenmiştir.

TTK ‘nun 1286. Maddesi ve devamında düzenlenmiş olan bu hükümler Çatma ile iki (2) veya daha fazla geminin çarpışması sonucunda gemilerin ve içinde bulunanların uğradıkları zararı tahsil / tazmin etme hakkını veren yasal düzenlemelerdir.

Çatma, bazen beklenmedik bir durum / hadise sebebiyle veya forje majeur neticesinde meydana gelirse yani çarpışan gemilerin kusuru yok ise, çarpışma sebebiyle zarara uğrayanlar birbirlerinden tazminat talep edemezler.

Kusur çatma hükümlerinin temel noktasıdır.

Kusurlu taraf, Donatan / Gemi İşletmecisi kendi veya personelinin kusurundan doğan zararı ödemekle yükümlüdür.

Elbette bu zararı Donatanın Sigortacısı (PandI veya Tekne ve makine sigortacısı) karşılayacaktır.

Kusur oranının tesbiti Çatma hukukunun ehemmiyetli meselesidir.

Tazminat talebinin 2 yıl içinde yapılması gerekir. Zaman aşımı 2 yıldır. Ticaret Kanunun M. 1292 -1293 ve 1294. Maddeleri Dava öncesi Delil tesbitini içeren yeni hükümleridir.

Kanun koyucu konvansiyonlardan adapte aldığı bu koşullar ile dava açılmadan önce hadiseye yol açan durumun, hallerin, koşulların, belirlenmesi için yetkili olacak mahkemeyi tayin etmiştir.

TESPİT NETİCESİNDE BİLİRKİŞİLER tarafından DÜZENLENECEK UZMAN RAPORUNDA gemilerin kusur oranının belirtilmeyeceği, hususu, bizim tatbikatımız açısından yeni ve çok önemlidir.

TTK. 1294 ise, “Çatmada kusurun saptanmasında herhangi bir karine dikkate alınmaz “cümlesi ile, Tazminat davasının akıbetini, tümüyle Yargılamanın safahatine bırakmıştır.

Delil tespiti neticesinde verilecek Raporda, KUSUR oranının tayini Yargılamanın adeta baştan neticelendirilmesi halini yaratma ihtimali bulunduğundan makul görülebilecek bir düzenlemedir. Diğer taraftan bunun bazı mahzurları da vardır. Yabancı Bayraklı gemiler aleyhine alınacak bir haciz, seferden men kararı neticesinde kusurlu donatanın mahkemeye ibraz edeceği teminat miktarının saptanmasının bir dayanağı olması gerekir.

Borçlar Kanunumuz M. 49 Haksız fiilden doğan borç ilişkilerini düzenlemiştir. Fiilin kusurlu ve hukuka aykırı bir eylem olması ve zarar neticesi gerekir. Zarar gören, kendi zararını ve zarar verenin kusurunu ispat etmek yükü altındadır.

Buradan hareketle, yeni TTK M. 1292 hükmü dava açmadan önce çarpışmaya dair delillerin, olayın koşullarının, gemilerin teknik durumunun, hava ve navigasyon, pilot vb. dahilher türlü durumun, hadise anından sonra yani şartlar değiştikten sonraya ileriye bırakılmadan, geç kalınmadan tesbiti ve bilahare açılacak tazminat davasında dayanak, delil olarak resmi belge altına alınmasının hükmüdür.

Kusur oranının dava sırasında tesbitine esas olacak deliller, TESBİT ve KEŞİF İCRASI esnasında, net bir şekilde tayin ve tesbit edilmeli ve tanıklar dinlenmelidir.

Çarpışma hukukunun temel unsurlarından biri, Haksız Fiiilde YETKİ. YER itibariyle hangi Mahkemenin Yetkili olarak davaya bakacağı meselesidir.

Genel hukuk kuralı, Haksız fiilden doğan davalarda Haksız Fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri Mahkemesinin yetkisidir. Haksız fiil sayılan Çatmanın gerçekleştiği yer hangi sularda ( uluslararası veya hangi ülke karasularında ) olduğu tarışması ile Mahkemenin yetkisi Cumhuriyet tarihimizdemeydana gelen önemli iki hadisede uluslararası hukuka dair ihtilaf ve hatta siyasi mesele yaratmıştır.

Bozkurt ve Lotus gemileri davasının 1926 yılında, Fransa ile yeni kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti ile siyasi tartışmaya sebep verdiği yazılmıştır. Türk Vapuru Bozkurt ile Lotus isimli ticari gemi olan Fransız şilebi , Ege Denizinde Midilli açıklarında çarpışmış ve Türk vatandaşı 8 kişi mürettebat hayatını kaybetmiştir.

Lotus; Bozkurt ‘a karanlıkta çarpmış ve Lotus derin bir yara almadan su üstünde kalmış ancak Bozkurt vapuru batmıştır. Türk ve Fransız kaptanlar tutuklanınca Fransa kendi kaptanının uluslararası sularda bulunduğundan kendi devletince yargılanmasının gerektiğini ileri sürmüştür. İhtilaf, Bileşmiş Milletler Cemiyetinin yargı organı olan Lahey Adalet Divanı, uluslararası Adalet Divanı önüne getirilmiş ve Başkanının 2 adet sayılan çokluk oyu ile Türkiye lehine karar verilmiştir.

Dönemin Adalet Bakanı Mahmut Esat beyin yargılama sırasındaki başarısı neticesinde kendisine BOZKURT soyadı verilmiştir.

Diğer enteresan bir dava ise LAS MERCEDES ile ABİDİN DAVER isimli gemilerin Büyükdere önlerinde 23 Mart 1982 de Boğaz’da çatışmasıdır. Bu olayda Küba bayraklı gemi Donatanı, Türk tarafının Türk Mahkemesinde açtığı davaya karşılık İngiliz Mahkemesinde dava açmış ve Türk Mahkemesinin yargı yetkisinin tartışılmasını öne sürmüştür. Küba tarafı, İngiltere sularında bulunan Abidin Daver gemisinin Donatanına ait (o tarihte devlet kamu kurumu olan Donatanın) kardeş gemisini tutuklatmıştır.

İngiliz House of Lords Mahkemesinin verdiği karar deniz hukuku literatürüne geçmiş çok önemli bir karardır. 1983 yılında İngiliz yargısının verdiği bu karar ile ÇATMA hukukunda, forum convenience ilkesi kabul edilerek, “her ne kadar İngiliz Mahkemelerinin uluslararası Deniz hukuk ihtilaflarında yüzyıllardır süregelen geniş bir alanda tecrübe ve derinliği bulunsa da, Türk Mahkemesi nin Türk iç sularında meydana gelen kazada, adaleti doğru icra edebileceği ve delillerin tesbiti ve yargılama açısından Türk ve İngiliz mahkemelerinin yargı yetkisini karşılaştırmanın adil olmadığı ve Türkiye Mahkemesinin yetkisinin Convenient Forum kuralı gereği, yargı ve yer itibariyle NATURAL FORUM, DOĞAL YER prensibini uygulayarak UYGUN Yer olduğu neticesine varıldığını, fevkalade kaleme alınmış bir hüküm ile,

İngiliz hukuk tatbikatına ( case law) sistemine yazılmıştır.

Av. Sema Yerlikaya LL.M ve Av. Alev Elif Beller

Deniz Hukuku Derneği Kurucu üyesi

Türk Armatörler Birliği Hukuk danışmanı

Diğer Haberler